ıyı yayına
Anasayfa Genel Bilgiler Coğrafya İdari Yapı Sosyal ve Kültürel Yapı Tarih ve Mitoloji Turizm-Gezi Ulaşım-Konaklama Resimler Haberler Ziyaretçi


ÇAKRAZ' LA İLGİLİ DUYGULAR VE DÜŞÜNCELER

 

ÇAKRAZ GÖZLEMLERİ….

Sadık KARAÇAM  

İSTANBUL

sadik@atlantistr.com

29.11.2006

              Büyük kentlerde yaşayanlar; yeşile hasret, temiz havaya hasret, denize, güneşe, ormana, doğaya, doğal güzelliklere,… hasret bir yaşam sürdürürler. Bu insanlar için geçerli olan hasretliklerin üzerine işten kaynaklı bir yılın verdiği yorgunluk da tuz biber eker. Mayıs ayı ben geliyorum diye ufukta el sallarken gideceğimiz yerlerin arayışına geçer, kısa süreli de olsa sığınılacak dinlence yerlerini özlemle ararız.

             Geçmiş yıllarda eşten, dosttan kulaktan dolma bilgilerle dinlence yeri arayışı içine girerken son iki yıl tatil yerlerini aramada teknolojinin nimetlerinden yararlanıyorum. Bu yıl da tatil yerleri arayışı için internette sörf yaparken karşıma Salih TİRYAKİ çıktı. Salih TİRYAKİ bulunduğu yer olan ÇAKRAZ’ ı internete taşırken, ülkemizde Çakraz adını taşıyan diğer yerleşim yerlerine ilişkin bilgilere ulaşmak istemiş. Karşısına TOKAT/REŞADİYE’ ye bağlı ÇAKRAZ KÖYÜ’ de çıkmış, TOKAT KÜLTÜR HABER DERGİSİ’ nin veb sayfasına yazdığı yazıda REŞADİYE/Çakraz Köyü’ne ilişkin bilgiler istiyor, okuyuculardan yardım bekliyordu. Böylece REŞADİYELİ biri olarak sanal ortamda Salih TİRYAKİ ile tanıştım. Bu tanışıklık tatil arayışımın yönünü Karadeniz’e çevirmeme yol açtı. Kısa bir yazışma, giden bir e postaya gelen yanıt, aktarılan bilgiler derken Salih TİRYAKİ’ nin öğretmen olduğunu öğrendim. Yaşamı boyunca öğrenci kalmaya çalışan biri doğaldır ki öğretmene güvenecekti. Öğretmenlerimin arasına Salih TİRYAKİ’ yi de ekledim. Salih TİRYAKİ artık bizim için Salih Öğretmen olmuştu. Bu duygularla ailecek karar verdik. Ufukta 2006 tatili için Çakraz göründü. Gönüllü turizm elçimiz de Salih TİRYAKİ. Kalacağımız yerin ayarlanmasından tutun da kalacağımız yerin adımıza pazarlığının yapılmasına kadar tatil öncesi tüm ön hazırlıkları Salih öğretmenim yaptı.  

             Bu arada ÇAKRAZ adı belleğime o denli yerleşmiş ki Ersan ÇINAR adına göndermem gereken posta havalesini Ersan ÇAKIR adına gönderdim. Neyse gün geldi, haritamız elimizde düştük yollara. Bir yere geldik. Tepeden aşağıya şöyle bir bakındık. Amasra kartpostallardaki gibi sakin, masmavi, aşağıdan bizi çağırır gibi. Ama ÇAKRAZ’ a verilmiş sözümüz var. Yeşillikler arasından yola devam ettik. Az gittik uz gittik örneği Çakraz Tabelası bizi karşıladı. Tabela yönünde rotayı sola çevirdim. PTT sağ tarafımızda. Ersan beyi aradım, PTT’nin önündeyiz diye haber verdim. Devam edin sahile doğru gelin dedi. Sahile geldiğimizi haber verdik. Çınara doğru gelin dedi. Sağa bakındık, sola bakındık çınar arıyoruz. Sağ tarafta çınara benzer bir ağaç topluluğu görünce sağa yöneldik, köprüyü geçtik. Çınar olmasa bile ağaçların altındayız, kimsecikler yok. Tekrar arayarak bulunduğumuz yeri söyledim. Otomobilin rengini, plakasını verdim. Çınara doğru gelin derken kastedilen sahildeki çınar ağacı değil, Çınar Motel’in kafeterya çardağı imiş. Bulunduğumuz yerden geri dönerek Çınar Motel’in önüne geldik. Aracımızı park ettik. Salih öğretmenimi ev sahibi olarak, turizm rehberimiz olarak konuklarını bekler buldum. Oracıkta, yıllardır birbirini bekleyen iki yakın dost gibi birbirimize sarıldık. Kaşla göz arasında ‘Dünden Bugüne Reşadiye’  kitabını verdim. Çakraz Köyü’ne ilişkin bilgileri almasını istiyordum. Kalacağımız yeri bulduk. Eşyalarımızı yerleştirdik. Yol yorgunluğunu atmak için biraz dinlendik. Balkondan şöyle bir çevreye bakındım. İlk izlenimim görebildiğim kadarı ile pırıl pırıl bir deniz, gürültüsüz bir tatil beldesi olmalıydı, ÇAKRAZ.

                     

             Mayolarımızı giyindik, koltuğumuzun altında havlularımız, doğru deniz kıyısına. Temizliği, yaz sezonuna hazırlanması için gerekli bakımı yapılmamış olmasına karşın sıcacık kum tanecikleri üzerine uzandık. Sağ olasın güneş. Mavi denizde küçücük dalgaların sahilde oluşturduğu beyaz köpükler. Haydi denize. Küçücük dalgalar vücudumuzda masaj yapıyor gibi. Yüzmesini bilmeyen sahilden uzaklaşmasın. Olası tehlikeli durumda yardımcı olacak bir cankurtaran bile yok. Herkes kendi başının çaresine bakacaksa su ile şaka olmaz. Tekrar kuma uzanıyoruz. Vücudumuz kuruduğunda kumların bizi terk ettiğini, vücudumuza yapışmadığını görüyoruz. Sahilden karaya doğru etrafı meraklı gözlerle tarıyoruz. İnsanoğlu bu kadar kendisi ile yarış halinde, bu kadar zevksiz, yeşile bu kadar düşman olabilir mi diye sormadan edemiyorum. Tepeye doğru birbirine yaslanarak yükselmiş, yeşillikleri yok ederek kendisine yer edinmiş binalar dikkatimi çekiyor. İlk gün bu kadar deniz ve güneş yeterli, eve dönüyoruz. Aile meclisimizin ilk Çakraz değerlendirmesi de olumlu.

             Telefon çaldı, arayan Salih öğretmenim. Çakraz’ da gün batımını birlikte izlemek istiyor. Tepeye doğru yükselen ucube binaların yanına doğru tırmanıyoruz. Oturmak için bir yer buluyoruz. Bulunduğumuz yer Çakraz’ ı kuş bakışı tepeden görüyor. Harika bir görüntü. Yeşil doğa, denizle kucaklaşıyor, deniz akşam güneşinin kızıllığını içine çekiyor. Güneş bize yarın görüşmek üzere el sallarken tekrar geri dönüyoruz. Dışarıda sahil boyu tur atıyoruz. Tüm sahil yörelerinde olduğu gibi Çakraz’ da da Türkçe2 den kaçış dikkatimi çekiyor. Kalacak yer adlarında, büfelerde, yiyeceklerde, içecekler de İngilizce ya da İngilizce –Türkçe karışımı sözcükler almış başını gidiyor. Bir Ulusu parçalamanın, ulus olma bilincini ortadan kaldırmanın yolu o ulusun dilini bozmaktan geçer. Biz de akrep olmuşuz dilimizi bozarak kendi geleceğimizi yok ediyoruz. Bu duygularla sahil boyu turalıyoruz. Türkçe' mize karşı düzenlenmiş kalleş tuzağı, bunun etkilerini YEŞİL ÇAKRAZ’ da görmüş olmaktan üzüntü duyduğumu belirtmek isterim. Buradan sesleniyorum, öğretmenlerim işiniz, işimiz zor. Bu günden tezi yok, dilimizi kurtaralım, dilimizi koruyalım.

             Çakraz bir turizm beldesi, bir tatil beldesi olmak istiyorsa yapacağı çok iş var diye düşünüyorum. Dışardan Kavalcı Ahmet’in kaval çalması gibi olacak ama birkaç önerimi bu arada sizlerle paylaşmak istiyorum.

                  Biz orada iken Çakraz Turizm Derneği kuruluş aşamasında idi. Dernek merkezi olacak yerde boya badana çalışması vardı. Umarım kuruluşu gerçekleşmiş olsun. Eğer derneğimiz kuruldu ise Şimdiden 2007 sezonu hazırlıklarına başlamalıdır. Günler çabucak geçer. Yönetici arkadaşlarımın bunu unutmayacağını düşünüyorum.

            Plaj günlük olarak temizlenmeli, yosunlar toplanmalı, bir cankurtaran görevli mutlaka bulundurulmalıdır. Köy içinden gelen derenin yatağı temizlenmeli, derenin ağzı denizin açıklarına kadar uzatılmalıdır. Plajın ortasındaki tuvalet plajın kıyısında bir yere taşınmalıdır. Ter temiz kum vücudumuza yapışmasa da açık alanda bir yerlerde duş için fıskiyeler bulundurulmalıdır.      

           Deniz turizmi ile doğa turizmi birbirini tamamlayan, birbirini bütünleyen bir yapıya kavuşturulmalıdır. Bizim kaldığımız on günlük sürede deniz bize kucağını açtı, ama geldiğiniz yer Karadeniz kıyısı, bunu da unutmayın dedi. Her zaman gülümsemedi. Kaşlarını çattığı da oldu. Denizin kaşlarını çattığı günlerde doğa turizmi yapılabilir ki biz Salih öğretmenimle uzun yürüyüşler yaptık.

            Çevrede piknik alanları, yürüyüş parkurları oluşturulabilir. Çakraz’ da spor salonu göremedim. Oğlum basket topunu alarak Şehit Ahmet Telli İlköğretim Okulu’nun bahçesine gitti. Okulun spor sahasının zemini çok bozuk, potalar eğik, kırıktı. Çocuklar için oyun alanı, gençler için yeni spor alanları yapılabilir, derken okul sahasının zemini ile potaların bu eğitim-öğretim öncesi yapılmış olacağını düşünüyorum.

           Sabahları uyandıktan sonra sahil boyu yürüyüş yapıyordum. Bir gün yine yürüyüş için hazırlanmıştım ki biriken çöpleri de çöp kutusuna atmak üzere yanıma aldım. Çevrede bir çöp kutusu bulamadım. Çakraz’ın kenarından geçen anayolun yanındaki çöp kutularına kadar gitmek zorunda kaldım. Uygun yerlere yeteri kadar çöp kutuları yerleştirilebilir.

            Büyük baş hayvan barınakları Çakraz’ ın dış tarafına bir yere alınabilir mi? bilmiyorum. Hayvan yetiştiriciliğimiz ile kentsel gelişim arasında bir denge kurulabilir. Kedi, köpek gibi evcil hayvanlar dışarıda başıboş dolaşıyor. Bu hayvanların aşılı olup olmadığını gösteren bir işaret göremedim. Bu hayvanlar aşılanabilir ve de bir işaretle bu hayvanların aşılı olduğu gösterilebilir.

            Sağlık ocağının yanında ambulans için kapalı park alanı yapılmış, kapısına da park yasağı uyarısı konulmuş. Ambulansı acil ihtiyaç aracı olarak biliyorum. İhtiyaç duyulduğunda kapalı garajın kapısının açılması için geçen zamanın insan sağlığı açısından önemli olacağını düşünüyorum. 

            Çakraz’ a yakın bir yerde Boz Köy Plajı var. Çakraz’ da denizin çatık kaşla bizi karşıladığı günlerde bu plajdan yararlandık. Bu plaj da aynen Çakraz Sahili gibi. Tek farkı buranın bakımını üstlenmiş bir dernek vardı. Derneğin büfe işletmeciliği dışında elle tutulur gözle görülür bir çalışmasını göremedim. Burada da plajın orta yerinde tuvaletler vardı. Büfenin yan tarafındaki duş fıskiyesi çalışmıyordu. Tuvaletlerin yanına yapılmış ücretli duş çalışıyordu. Sahildeki kumlar temizlenmemişti. Yosun temizliği taraması yapılmamıştı.  İçtiği alkolden zevk alan insanın, artıklarını gelişi güzel atacağını düşünmüyorum. Çevreyi temiz tutmak ile alkolden alınacak zevkin aynı değerde olacağına inanıyorum. Zevksiz insanların artıklarını toplamak hatta bunu değerlendirmek (şişeleri ve kutuları satarak bedelinden yararlanmak gibi) derneğin görevi olmalı.

          Çakraz’ dan geliş yönünde plajın yolunu gösterir bir tabela yoktu. Boz Köy yönünden gelişte de tabela biraz iç kısma asılmıştı. Bu yanlışlık, ya da eksiklik bu geçen zamanda giderilmiş olmalı. Çünkü Salih öğretmenim beni dernek yöneticisi arkadaşlarla tanıştırdığında kendilerine söylemiş, yapılacağına ilişkin sözü de almıştım.

         Her yıl tatili ülkemin farklı bir yerinde geçirmeye çalışıyorum. Bu yıl tatilimi Çakraz’ da, Salih öğretmenimin deyimi ile Yeşil Çakraz’ da geçirdim. Sevecen, güleç yüzlü insanlar tanıdım. Sularını içtim, ekmeklerini yedim. Aynı masa etrafında kısa süreli dost sohbetleri yaptık. Her şey insanlık için olunca, insanın kendine, doğaya hoyratça davranmasını kabullenemiyorum. Gelecek yıllarda umarım yine yolum Çakraz’ a düşer. Yeşiline yeşil katmış, insanları mutlu, geleceğe güvenle bakan dostlarla buluşur, anıları tazeleriz.

        Okuyucu dostlarım; yazdığım her sözcüğün ÇAKRAZ için olduğunu bilmenizi isterim. Hoşca kalın, dostlukla kalın.

 

Recep AVCI

ANKARA

       
   

Sayın Recep AVCI' nın Objektifinden Çakraz ve Çevresi

   

Merhaba. Ben Ankara ODTÜ'den Recep Avcı
    Geçtiğimiz Mayıs kısa süreli bir ziyaret fırsatım oldu. Çakraz' ın o muhteşem doğasının resimlerini çekebilme fırsatını yakaladım. Eminim böyle bir güzelliğin eşine az rastlanır. Şahsen ben hayran kaldım. (Kalmamak mümkün mü ? )En kısa sürede tekrar ziyaret edebilmek için fırsat kolluyorum. Herkesin mutlaka gezip görmesi gereken bir yer, tavsiye ederim.
Hoşça ve Dostça kalınız.

  

Zahit Tosun

İSTANBUL

karikaturkce@hotmail.com

www.karikaturkce.tr.cx

Selamlar Çakraz.

Ne var sende Çakraz?
Bunca kişi niçin özlüyor seni?Neden sınıfımdaki başka memleketli arkadaşlar memleketlerine
gitmemek için ailelerine türlü türlü yalanlar uydurur da ben niye seni görmek için bahane arar dururum?
Nedir beni çeken sendeki bu şey?
Nedir bu sılaya gönderdiğin evlatlarının sana çektiği özlem.
...
Beşiktaş'tan binerken vapura Cemal amca'nın sandalı gelir aklıma.
Açılınca boğaza doğru vapurla aslında hiç de kara olmayan Karadeniz' in gelir aklıma.
Boğazda tek tük denk geldiğimiz küçük balıkçı teknelerini görünce, aklıma dostum Serkan' la, güzel insan Sakar Ahmet'le balığa çıktığımız günler gelir...
Kadıköy rıhtımdaki büfelerde oturup balık yiyenleri görünce otellerin kaldırımdaki çardaklarındaki keyif yapan insanları hatırlarım.

Yeter mi?

 

 

Ayşe SAR

DENİZLİ

Güzel Çakraz....

İnsanı da doğası kadar güzel olan tek yer olarak sayıyorum ben orayı.

Çalışma hayatımın ilk durağı olan bu yerde 1 yıla yakın kaldım ve Çakraz kadar güzel arkadaşlıklar kurdum...Sitenin kurulması o kadar iyi olmuş ki emeği geçenlere teşekkür ederim gönlünüze sağlık.

Çakraz da havalar nasıl acaba?...

Ağaçlar sarıya turuncuya boydan boya buladı mı yapraklarını?...

Sahi ya sonbaharı da güzel olurdu Çakraz’ ın..

Ne yöne baksan bi ressamın eli değmiş de çizmiş gibi tablosuna bakıyormuş gibi olursun.

Ya denizi?...

Bu mevsimde hırçınlığını grisine çalarda ufkuna  bakmaya korkarsın.

Hele rüzgarı var ya o rüzgarı?… Kardeş olmuş dalgalara…

Sahile varan o dar sokağın köşesindeki ankesöre ulaşmak için sanki savaştığımı hatırlarım rüzgarıyla ...

O anda şemsiyemi mi tutsam önüme mi baksam telefon kulübesine bir an girsem de savrulmadan dediğim çok oldu.

Seni çok özledim Çakraz…

 Buralarda yaprak sallanmıyorken şu vakit sen kendi içinde kim bilir nasıl esiyorsun...

Herkese selamlar…

Sevgiyle kalın.

 

ÖZLEM KIŞ

BOLU

YEŞİL ÇAKRAZ Sitesine giren herkesin, gelip burayı yerinde görmelerini ve tabii ki Salih Hoca rehberliğinde gezmelerini tavsiye ediyorum.

Müthiş manzaralar var gerçekten.

TARIK GÜNGÖR

İSTANBUL

tarikgungor79@hotmail.com

 

  .......HAYALLERİN BAŞLADIĞI YER.....
 

Bir hayal kurdum
Hayallerimde beni düşündüm
Hayallerimin üstünde ÇAKRAZ' I
Bir hayal kurdum.
Öyle ya şair bile oldum,
Kitap üstüne kitap yazdım.
Çocukluğunda ayrı düşmüş yetimi,
Kalemimin ucunda ÇAKRAZ' I yazdım
Bir hayal kurdum
Hayallerimde beni düşündüm
Hayallerimin üstünde ÇAKRAZ' I
Bir hayal kurdum
Her şeyde beni düşündüm
Her şeyin üstünde ÇAKRAZ' IMI...

 

 

Ahmet Ali Özkan

ISPARTA

 

ÇAKRAZ

umut dedim...
hasret dedim...
sustum...
yine bir güne adınla başladım...
yeşiline,mavisine hasret bir yürek...
....
sensizlik ...
adı konulmamış bir yalnızlık..
sensizlik.....
yeşilin matlaşması
mavinin körelmesi
sensizlik...
günaydınsız geçmesi
aydınlık olmayan sabahların..
..........
izdüşümüsün sen cennetin
her dalında bir kutsal elma..
paradokslardan sıyrılmış
çıplak bir hayal...
poyrazlarla yıkanan kıyılar...
...
boşuna mı engin bir denizin ortasında
maviye hasretimiz...
boşuna mı semaya haykırışlarımız...
.........
umut dedim
hasret dedim
sustum...

vatan dedim
memleket dedim
sustum...

her susuşuma yeni bir kimlik ekledim...
her susuşuma yeni bir gözyaşı...
........

tanrının unuttuğu bu yerde
seni düşledim
bazen kumsalında yürüdüm
bazen yeşilinde uyudum
bazen güneşini doğurdum
bazen gününle battım
her zerreme kadar seni içtim
her bir atom taneme
nakış nakış seni işledim
Çakraz...........
ben seni çok özledim.........

........................................................
........................................................

içimden geçenleri yazdım..daha önceden düşünmedim ne yazacağımı resimlere bakarken aklıma geliverdi bunlar....

herkesi çok özledim...annemi babamı dostlarımı...

kimse gülmesin ama ali emmiyi bile özledim :)
 

ÖNEMLİ UYARI

Sitemizde yayınlanmakta olan tüm haber, bilgi ve resimler aksi belirtilmedikçe  ticari amaçla  kullanılmamak şartıyla, izin alınarak ve kaynak belirtilerek kullanılabilir