![]() |
||||||||||
| Anasayfa | Genel Bilgiler | Coğrafya | İdari Yapı | Sosyal ve Kültürel Yapı | Tarih ve Mitoloji | Turizm-Gezi | Ulaşım-Konaklama | Resimler | Haberler | Ziyaretçi |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
|
SİZDEN GELENLER |
|
Bu sayfada artık sizden gelenler başlığı altında, bize gönderdiğiniz ilginç çalışmaları yayınlayacağız. Bize yapmış olduğunuz resimleri, çekmiş olduğunuz ilginç fotoğrafları gönderebilirsiniz. HAYAT
AKIP GİDEN VE DURMAK BİLMEYEN SERVET HOCAOĞLU İSTANBUL
KARADENİZ'
İN BERRAK SUYU SERVET HOCAOĞLU İSTANBUL SEN KALBİMDE HER SEFERİNDE DOLUP BOŞALAN KAN GİBİ SEN RUHUMDA BEDENİMDEN BİR PARÇA GİBİ GECE DÜŞLERİMDE GÜNDÜZ GÖZÜMÜN ÖNÜNDE HAYAL GİBİ HEP YANIMDA ALIP VERDİĞİM NEFES GİBİ SENİ KAZANMAK, DÜNYAYI KAYBETMEYE DEĞER SENİ KAZANMAK SINIRSIZ BİR HAYATTANSA BİR ANLIK SENLE OLMAK SENİNLE BİR GÜNÜ, HAYATTAN 100 YILA DEĞİŞMEM BELKİ ABARTIYORUM BELKİ SEN O KADAR MÜKEMMEL DEĞİLSİN BENDE DEĞİLİM VE BU DEMEK DEĞİL Kİ SEN BUNLARA DEĞMEZSİN UYUZ VE HATTA ÇOK İNATÇI BİRİ OLABİLİRSİN AMA SEN BENİM MÜKEMMELİMSİN SEN BENİM GÜZELİMSİN ZATEN KİMSE HER KONUDA 4X4 ANLAŞAMAZ ÖYLE OLSA HAYATIN BİR TADI OLMAZDI İLLAKİ KAVGALAR VE KÜSMELER OLACAK VE BİRİ ALTTAN ALACAK İDARE EDECEK AMA İYİ-KÖTÜ SENLE ANLAŞABİLECEĞİMİZE TÜM KALBİMLE İNANIYORUM SENİ ÇOK SEVİYORUM ALLAH ŞAHİDİMDİR
Karne döneminin geldiği şu günlerde bütün anne ve babaların okuması gereken önemli bir yazı AYLİN DEMİR Anaokulu Öğretmeni İstanbul Herkese selamlar bu siteyi uzun zamandır takip ediyorum Ama yazma imkanım olmamıştı. Ben anaokulu öğretmeniyim. Ayrıca şu an hala psikoloji okuyorum ve son zamanlarda okullarda sıkça uğraştığım bir konu olan karne dönemleri ile ilgili anne babalara küçük bir hatırlatma olabilecek bir yazı yolluyorum. Tüm ebeveynlere sesleniyorum alınan başarılı not her şey demek değildir. Hayatta öğrenilmesi gereken daha önemli değerler vardır. Bırakın çocuğunuz Çakraz' da tatilini doyasıya geçirsin..
Sevgiler KARNE Yatağı
güzelce toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli toplu
yazdığım mektubun tek kelimesi bile doğru değil. Ben Mehmet'lerdeyim.
DOĞUKAN Bu çalışmalarda Doğukan Çakraz' ı ne kadar sevdiğini gösteriyor. Çakraz' la ilgili duygularını resimlere dökmüş. Kendisi Bodrum Yalıkavak' ta oturuyor ve 6 cı sınıfa gidiyor. Kendisini kutluyor ve yeni çalışmalarını da bekliyoruz. İşte Doğukan' ın Çakraz sevgisi ve özlemi... Bu arada becerikli arkadaşımız sitemizle ilgili olarak anlamlı bir sürpriz de yapmış.. En başa onu koyuyoruz. Teşekkürler Doğukan... Seni çok seviyoruz.
Değerli Ziyaretçilerimiz, Sizden Gelenler sayfamızda, Sayın Şefik GÖKÇİMEN' in gönderdiği dört mükemmel deneme yazısını yayınlıyoruz. Kendisini bu güzel denemeleri için tebrik ediyoruz. Yeni denemelerini bekliyoruz.
ÖZLEDİM Bahar geldi şimdi, kapıya çıktığımda yüzüme çarpıyor bir yumuşak Çakraz kışı. Kokuyor Çakraz çiçekleri hep koktuğu gibi, daha önce olmadığı gibi sanki. Daha bir derin çekiyorum içime, aralarından tanıdık bir koku çıkar da beni biraz daha geçmişte tutar diye. Doyamıyorum, biraz daha, biraz… Kendimi kaybediyorum durduğum yerde. Her şey sana doğru gidiyor, bütün yollar sana. Ve ben daha bir özlüyorum özlemin ne demek olduğu aklımdan hiç çıkmadan. Gönlüm başka bir koku alıyor, anıların keskin kokusundan başka. Hayat kokuyor dışarısı, pencerenden bakınca alamadığım ama içinde olamasam da hep bildiğim bir duruşu bir hayat bahçesinin. Gezdikçe kaybolduğum, her adımımda daha bir bildiğim, kayboldukça bulduğum kokular sarıyor beni. Hayal ediyorum, öyleyse var bir gelecek, vakti gelince kaybolmuşluğumu bulacağım bir gelecek. Biliyorum bekliyor beni orada, senin bıraktığın yerde. Kısa kısa şiirler bekliyor beni, henüz yazmadığım. Ve sen okuyunca anlayacaksın, özledikçe kendini anlatan, kendini bulduran kaybolmuş bir hayatın ne demek olduğunu… Çakraz ortaokulu 1985 Şefik GÖKÇİMEN
ÖĞRENİM Acemisiyim ben bu hayatın. Beceremiyorum hakkını vererek yaşamayı. Unutamıyorum, hayatın hakkını vererek yaşamama engel şeyleri; unutmayalım o zaman desem bu sefer de onlar durmuyor yanımda. Hayat iki arada bir derede geçiyor birçok şeyin yokluğunda ve yok olanın başka yerlerdeki varlığı kendi hayatındaki başka yokluklara neden oluyor. Ben acemisiyim bu hayatın ve ihtiyacım olan tecrübe elimi tutmuyor… Başka hayatları ne kadar bilsem de kendi hayatımı bir türlü oturtamıyorum bir dağın tepesine. Bir an için biraz havalansa hemen indiriyorlar bulunduğu yerden, rüzgârı bir kuş kadar hak etmediğini söyleyip. Ve ben hiç bir şey yapamıyorum yine, yapamadıklarımın serildiği bir yolda kayboluyorum, kaderime yazılı her gün olduğu gibi. Yoruldum. Bütün yaşanmışlığım bir mektuba sığar aslında, kime yazıldığını bildiğim ama gidecek adresi olmayan bir mektup. İlk kelimesi “sevgili” diye başlayan ve devamını sadece benim görebildiğim bir mürekkeple yazdığım “sevgili alıcı”. Almamakta direndiğin bir hayatı, bir kış gecesi kapına bırakacağım senden habersiz. Görmeyeceksin bile acemiliğinin bende bıraktığı yarayı, kanatırken bir türlü kabuk bağlamayan diğerlerini. İsteyenler okuyabilecek ama isteseler de anlaşılmayacak bir tek kelâmı bile. Şifre koyacağım hayatıma ve anahtarını gözlerine saklayacağım senin. Yalnızca onlarla bakanlar görecek ya da onlarla bakmayanlar görecek sadece. Acemilik başa bela… Ortalarda gezinip duruyor insan, neyi nasıl yapması gerektiğini bilemeden yaşayıp ölecek mesela. Hayat saklıyor yazılmış bütün kitapları. Okumasını bilen herkes okuyor, kalp gözüyle yorumlayamayanlara hep eksik kalıyor bir kaç kelime ve bir türlü tamamlanmıyor anlatılmak istenen duygu bir başkasının hayatıyla. Acemisiyim dedim ya, birisi çıkar gelir şimdi, öğreteyim der, bir insan nasıl sevilir… Şefik Gökçimen SABAHLAR
Yapmak isteyip yapamadıklarımız var bu hayatta. Bir kenarına
sakladığımız ümitler, arzular, hasretler var zamanın ve günler geçiyor
kendini bilmezliğin koynunda, hayattan habersiz… Zaman geçiyor hızla. En çok sahibi olduğumuz ve en çok sıkıntısını çektiğimiz zaman. Bırakmıyor yakamızı geçmek bilmezliğiyle. Ve biz yaşayamıyoruz doya doya, bir kenarda kalmış çocukluğumuzu asarken hayallerimizi bir kuru ağacın dallarına. Aynalarda görüyoruz sonra, kendi yüzümüze saklanmış bütün hayallerimizi. Ne acı. Bakmaktan başka bir şey gelmiyor yine, giderken arkasından bizi sırtımızdan bıçaklayan zamanın. Adını koyamadığımız bir yalnızlık kaplıyor zamanın açtığı o koca deliğin üstünü, tam da kırıp döktüklerimiz geçerken bir film şeridinin sonran üçüncü karesinden. Farkına varıyoruz sonra, akıp gidiyor hayat ve biz yine yalnız kalıyoruz bir elimizde yapmak isteyip yapamadığımız şeylerle. Diğer elimizde ise hayalini kurduğumuz bir demet kır çiçeği, özlediğimiz sevgiliye verilecek. Kaldırdıkça başımızı saklandığımız yerden, peşimizi bir türlü bırakmayan özlemler bastırıyor sırtımıza daha bir hınçla. Sanki söylemek istediklerini duymak istemez gibi kaçmaya çalıştıkça, kovalıyor, bir yalnızlığın ortasına. Ancak karanlıklarda kaybettirebiliyoruz izimizi, biz kaybolurken bilmediğimiz yollarda. Ve kahretsin ki sabaha kadar bu kovalamaca sürüp duruyor, her batan günün kararttığı odamızda. Karşıdaki parkın ağaçları karşılıyor ilk ışıklarını güneşin ve seslerini duyurmak için çırpınan kuşlar. Hepsi bir olup bize bağırıyor, anlatmaya çalışıyorlar bizim anlayamayacağımız şeyleri. Her seferinde inadına dinleyip, akşamına unuttuğumuz bir şeyden bahsediyorlar, hayattan. Bütün karmaşıklığına rağmen, bir kuşun kanadına konuyor iki damla güneşten süzülen hayat ve oradan çağırıyor bizi, yapmak isteyip yapamadıklarımız için, isteyip olamadıklarımız için. Yeni bir hayatta belki de… Yeni bir zamanda buluruz, yapmak isteyip yapamadıklarımız için ihtiyacımız olan iki damla güneşi, anlayamadığımız bir dilde, çok iyi bildiğimiz bir türküyü dinlerken ve bazen bir sevgilinin kulağına söylerken umutlarımızı, kurtuluruz zamanın kelepçelerinden. Sonra kulağımızda iki kuşun konuşması kalır, bir sabah güneşi karşılarken karanlık odamızda, gözlerimizden hasret aktığı bir zaman arası… Şefik Gökçimen DİNLEMEK İSTİYORUM Dinlemek istiyorum şimdi, bir klarnet sesi, bana bütün hayatın yalnızlığını anlatabilen. Bir tarafımı doldururken diğerini boşaltmaya kadir bir deniz kenarında AMASRA’ da ve yüzüme çarparken ılık bir kış rüzgarı. Dinlemek istiyorum şimdi yeniden, daha önce söyleyemediğim bütün şarkıları, ellerim cebimde yazı bitiren bir kıtanın sahilinde, daldırırken gözlerimi güneşin batısına. Dinlenmek istiyorum, yoruldukça durduğum bir sahil kasabasında, hayatımı tekrardan sorgulamak bir de… Bugün e kadar ezgisine kapıldığım her kavalın bana kazandırdığı her şeyi notalarına dökeceğim hayatın ve ben bir “sen” yokken öleceğim, sahilimin kenarında AMASRA' mda. Ardımda isimler bırakacağım, gidemediğim ülkeler, mutlu edemediğim insanlar ve sevemediğim hayvanlar olacak içlerinde. Bir sözlük gerekmeyecek anlayabilmek için, farklı dilde yazdığım her hangi bir yazı için. Sen bile anlayacaksın hangi kelimede saklı adın, ben bile anlayacağım neden yazmalı adın. Şimdi dinliyorum, vakitsizce söylediğim her şarkıyı, yankılanırken bir sahilin dağlarında, zifirin ortasında çıkarken ya da bir yayla yoluna. Bulacağım en yüksek tepede sayacağım yıldızlarını, bir fotoğrafını da kıyısında yürürken gördüğüm bir denizden hatıra. Ve ben şimdi dinleyeceğim bütün şarkılarını, kimsenin kimseye söyleyemediği ama herkesin bir kez bile olsa dinlediği, o iç acıtan hüzünlü şarkıları, hüznün şarkılarını hani… Şefik Gökçimen
|
||